Tarım Piyasası Gelişmeleri Mayıs 2021 ‘de bizim vurgumuz:
Tarım ürünleri fiyatlarında artış devam ediyor. Bu artışın sebebi, arz yönlü mü yoksa talep yönlü risklerden mi kaynaklanıyor, yoksa hepsi mi? Uluslararası Hububat Konseyi yaklaşık bir ay önce açıkladığı üretim tahminleri raporunda; dünya üretiminde arz yönlü çok sorun görünmediğini, talep baskısının fiyat seyrini etkileyeceğini vurguladı. Ancak, son günlerde mısır başta olmak üzere Buğday, Soya Fasulyesi, Ayçiçeği Tohumu ve yağı, Arpa dahil tarım ürünlerinin fiyatlarında çok ciddi artış yaşanmaktadır. Uluslararası borsalardaki günlük artışlar tedirgin etmektedir.
Tam da bu noktada tarım piyasalarında her an yeni sürprizlere hazır olmamız gerektiğini sizlere birkaç önemli notla aktarmak istiyorum.
1- Uluslararası fonların tarım piyasalarına ilgisi devam edecek görünüyor. Dolayısı ile dünya emtia fiyatlarında sadece arz-talep dengesi fiyat istikrarını sağlamayacak, borsalardaki spekülatif hareketler artacak, (borsalarda fiziki teslimlerin yok denecek kadar az olduğunu, işlem miktarları ile ürün miktarları arasındaki uçurumları da göz önüne almalıyız.)
2- Uluslararası kurum ve kuruluşların açıkladığı rekolte tahminleri ve analizlerindeki farklılıklar da dünya piyasalarındaki oynaklığa etkileyebilecek,
3- Çok az sayıda ülkenin ana üretici ve ihracatçı, çok sayıda ülkenin de ithalatçı olduğu uluslararası tarım piyasalarında ülkelerin veya firmaların fiyatlarda spekülatif etkisi gittikçe artıyor olacak, Dünya tarım ürünleri ihracatının %58,5’lik kısmını sadece 8 ülkenin yaptığını unutmayalım.
4- Artan gıda güvenliği endişesi ülkeleri daha fazla tedirgin edecek, bu da talep yönlü baskıları artıracak.
5- Ana ihracatçı ülkeler hammadde yerine mamul satış eğilimlerini güçlendirecek, ithalatçılar katma değerli ürünleri satın almak zorunda kalabilecek.
Peki öncelikli ödevlerimiz neler, acil yapılması gereken neler var?
1- Hayvancılığı acilen kırsal odaklı aile işletme faaliyetine döndürmek zorundayız. Şirketleşen, lokanta usulü beslenen hayvancılık önümüzdeki süreçte gıda enflasyon riskini, hububat arz- talep dengesini, ithalatı artıracaktır. Hayvancılık yaşam tarzıdır. Kırsalda çiftçiyi tutan faaliyettir.
2- Fiyat odaklı üretim ve piyasa yönetimi sonuçta gıda enflasyonudur. Hammadde fiyatlarına yapılan yüksek artışlar üretimi
birebir artırmadığı gibi 84 milyon tüketici için gıda enflasyonu olarak dönmektedir. (unutmayalım ki, çiftçi de tüketicidir.)
Çünkü sorun yapısaldır. Ölçekle, maliyet ve verimlilikle, örgütlenme ile, çiftçinin bilgi ve sermayeye ulaşabilme kapasitesi ile ilgilidir. Yapısal sorunları çözemeden uygulanan yöntemler arzu edilen sonuçları vermeyecek, enflasyon riski gibi başka sorunlar doğurabilecektir. Yapısal sorunlara odaklanarak, çiftçinin üretim sürecini yönetmek zorundayız.
3- Üretimde ve desteklemede havza bazlı modele geçilmiş ise acilen havza bazlı yönetim modeline de geçilmelidir. 6 hektarları bir araya getiren, hendeği, sınırı, tapusuna takılmadan her bir ilçenin, beldenin, havzanın tek bir tarımsal işletme mantığı ile yönetildiği üretim modeline geçilmelidir. Desteklemeleri, teşvik ve hibeleri parçaları bir araya getirerek yönetene,
çiftçi ile sözleşmeli üretimi sadece alım garantisi olarak değil üretim evliliği şeklinde organize edene, birlikte üretime bonus verecek şekilde yeniden tanımlamalıyız.
Biz bunu bizzat yaşadık, yaptık ve başarılı olabildiğini gördük. Belki birileri merak eder de biz de zevkle anlatırız.!!
Yoksa 6 hektar arazide bir kamyonu bulmayan buğday üretimi olan çiftçi kitlesinin artan bu maliyetlerle, piyasadaki oynaklıklarla, kur baskıları ile üretimi sürdürebilmesi gittikçe zorlaşmaktadır. 2 milyon hektar ekilmeden devreden arazilerimizi üretime kazandırmak, ölçekten uzak arazi yapısına sahip çiftçinin maliyet ve verimliliğini yönetmek için üretim sürecine dokunmak şarttır. Sadece alım garantisi vermek yapısal sorunları
çözmez.
Bakanlığımız tarımsal araştırmalar biriminin analizine göre yönetimin toplulaştırması yöntemini uyguladığımızda maliyetlerde
minimum %15, verimlilikte de%20-25 artış olacağı belirtiliyor.
Daha ne olsun ki?
Maliyet ve verim odaklı yönetim çiftçi refahı değil mi?
Özel sektörde çalıştığımız dönemde uyguladığımız bu modelle ortalama 7 dekardan 13 bin dekar araziyi birlikte, beraberce,
yönetimi toplulaştırarak tek merkezden yönetebilmişiz. Çiftçiye eğitimi, yayımı, bilgiyi, sermayeyi, pazarı götürmüşüz.
Başka nasıl anlatalım bilemiyorum.
Kalın sağlıcakla,,,
Tarım Ürünleri Piyasa Analiz Bültenimizin 29 ‘ncu sayısında neleri analiz ettik?
- Gıda fiyatlarındaki artışın nedenleri ?
- Pandemi etkisi piyasaları ne yönde etkilemeye devam ediyor?
- Yeni hasat sezonunu belirleyecek başlıca faktörler neler?
- Dünya ve Türkiye ‘de piyasa beklentileri ne yönde gelişiyor?
- Tarımda öncelikli ödevlerimiz ve bizim değerlendirmelerimiz neler?




Tarım Piyasası Gelişmeleri Mayıs 2021
Tarım Piyasası Analizlerimiz için
Tarım Ürünleri Piyasa Analiz Bültenimizin 29 'ncu sayısı için

